Y. ŞEHİR PLANCISI - ÖĞRETİM GÖREVLİSİ
Emine YAĞMUR

30 Mayıs 2021

HÂL ÜZERE, ŞEHİR VE GENÇLİK

Kaktüs hanım ve ben hepinize iyi haftalar dileriz. Ben bu satırları yazarken, o bana kelimelerle olmasa da hâl diliyle “hadi kalk parkta gezelim” diyordu.

Hepimiz öyle değil miyiz bazı zamanlarda?...

Her şeyi kelimelere dökmektense hâl dilimizle anlaşılmak istemez miyiz?...

Bir taraftan kelimelere döktüğümüz her durum için eleştirilirken, diğer taraftan susarak anlattıklarımız için “ama sen bunu bana söylemedin” cümlesi ile karşılaşmadık mı?...

Evlere hapsolduğumuz, parkları nadiren gördüğümüz, yolda yürümenin lüks olduğu, birbirimize “acaba virüs taşıyor mu” şüphesiyle baktığımız, genel kültür düzeyimizin mihenklerinden alışveriş merkezlerine gitmeyeli hayli zaman oldu...

Okulda ilk öğretilen konulardandır, komşuluk birimi ve toplanma dağılma alanları. Çünkü bunlar iletişimin en yoğun olduğu alanlardır. Virüsle tanıştığımızdan bu yana şehri ve evleri kullanma şeklimiz farkında olmadan değişti. Beraberinde iletişim şeklimiz de değişti. Artık çok az anlayanı olsa da hâl dilimizle kendimizi ifade edecek alanları kullanamaz olduk...

Bedenlerimiz virüsle yaşamaya alıştıktan sonra, ruhumuz virüs öncesi yaşam standartlarına dönmek ister mi, yoksa bu yeni yaşam biçimini kabullenir mi bilemem. Kim bilir, “nerede o eski komşuluklar” deyip, bir mahallede kök salmadan sürekli yeni yaşam alanlarına göç eden bizler için belki bu yeni yaşam biçimi gizli bir ihtiyaçtı.

Toplumsal değerler, gelenek görenekler, değer yargıları üzerinden bilge bilge konuşup bireysel yaşamayı tercih eden biz değil miyiz?...

O halde aslında şikayetlerimiz ve ihtiyaçlarımız arasında da sıkışmayacağız. İletişimi asgariye indirip, merkeze kendimizi alarak “ama zaman bunu gerektiriyor” cümlesiyle kendimizi savunmamıza da gerek kalmaz...

Şu halde, çocuk ve genç nesil nasıl şehirlerde yaşayacak belli değil. Aslında onlara hâl dilimizle anlatmadıklarımızı maalesef kelimelerle de anlatmıyoruz. Uzun raporların, akademik makalelerin, sınav geçmek için okunan ders kitaplarının bu toprakların tarihini, değerlerini, geçmiş yaşam biçimlerini anlatmasını bekleyemeyiz. Coğrafyanın özünü, eğlenceli, kısa ve merak uyandırıcı oyunlarla, çizgi animasyonlarla, ödül sistemli yarışmalarla anlatmak çok da zor değil. Uzun zamandır dile getirdiğim çocuk sokağı, çocuklara özel tiyatro – sinema salonları, yine çocuklara özel müze atılacak ilk adımlar olabilir...

Sürekli dertlenip, çözümünde kenara çekildiğimiz şehir, yaşam, iletişim konusunda çocuklarımızı bilinçli hazırlamak adına küçük adımlarla büyük sonuçlara varabiliriz. Özlemini çektiğimiz (!) geçmiş yaşam biçimi, şehir kültürü ile bugünün yaşam şekli arasında arafta kalmış bizler, yaşam biçimi net ifade eden nesiller yetiştirmekle sorumluyuz.

Hal dilinizden anlayanlarınız çok olsun.



Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
HÂL ÜZERE, ŞEHİR VE GENÇLİK

30 May 2021